“Almanya’da genel olarak insanların kurallara çok dikkat ettiğini ve çevre temizliğine önem verdiklerini gözlemledim. İnsanlar birbirlerine mesafeli ve saygılı davranıyorlardı, bireysel özgürlükleri ön plandaydı. Ayrıca herkesin bir evcil hayvanı vardı ve sürekli yürüyüş yapıyorlardı. Eğitim olarak dersleri çok uzundu ama herkesin birbiriyle konuşması ve derse katılması çok ilgimi çekmişti.
Hazırlık aşamasında Almanya’nın kültürü hakkında bilgi edinmeye çalıştım ve gideceğim yerleri bayağı araştırdım. Okuldaki eğitim disiplinliydi ve öğrenci odaklıydı. Öğretmenler öğrencilerle hep iletişim halindeydi ve çok sıcakkanlılardı. Derste teknolojiyi aktif bir şekilde kullanmaları da beni etkiledi. Derslerde öğretmen ve öğrenciler sürekli iletişim halindeydi; öğretmen soru sorduğunda herkesin derse katılması çok güzeldi. Herkesin önünde bir tablet bulunması da bence çok yararlıydı. Oradaki insanların kuralcı olmalarını kendi kişisel ve mesleki hayatıma dahil etme kararı aldım.
Eğer tekrar gitme imkanım olsaydı, kesinlikle oradaki insanlarla daha çok iletişim kurar ve bilgi edinirdim. Biraz da olsa Almanca öğrenmiş olmayı isterdim. Bu hareketlilikten en üst düzeyde yararlanmak için her deneyime açık olurdum ve elimden geldiğince iletişim kurmaya çalışırdım. Bu deneyim sayesinde dil anlamında daha çok özgüven kazandım. Yabancılarla daha rahat iletişim kurmayı geliştirmem gerektiğini fark ettim. İngilizce olarak iletişim kurabilmem ve anlayabilmem en güçlü yönüm. Bu hareketliliğin benim için en önemli faydası kendimi test etme fırsatı bulmam ve İngilizceyi gayet konuşabildiğimi anlamam oldu. Kendi deneyimlerimi okulumdaki öğrencilerle ve öğretmenlerle paylaşarak onlara yeni bir bakış açısı kazandırdım. Bu tarz deneyimleri elde etmiş becerili insanlar ilimiz ve ülkemiz için çok önemli.”